Nazar ve Teveccühün Olmasaydı…

Sahibim! Her zaman vicdanlarımızda sessiz sessiz duran ve daha cennete girmeden gönüllerimize, firdevsî zevkler hâlinde akıp gelen rahmet ve nîmet dünyasının değişik dalga boyundaki bütün televvünleri, Sen’in, her an, keyfiyetler üstü ve kemmiyetleri aşan değerdeki teveccüh ve iltifatlarındandır. Eğer Sen’in, insanlara karşı bu nazar ve teveccühün olmasaydı, bizlerin kasap dükkanındaki etlerden ne farkımız olurdu ki! Yeryüzünü köpüren denizlerle, kabaran buharlarla, damla damla arzın bağrına inen yağmurlarla ve çağıl çağıl akıp giden ırmaklarla hayata mazhar edip şenlendirdiği gibi, insanî melekelerimizi ve gönül dünyalarımızı da, tecellî baharlarıyla rahmet elinden gelen vâridat ve esintilerle ihyâ eden ve sonsuza açık tutan yine Sen’sin. Taşı toprakla, toprağı-suyu mini mini canlılarla buluşturan, buluşturup dört bir yanı cennet bahçelerine Çeviren’sin…Sen ; etten-kemikten, kandan-irinden var ettiğin bir cismi, meleklerle, melekûtla, ruhânîlerle buluşturup tanıştıran, Yarıştıran’sın. Sen mezbeleliklere açık dehlizlerden firdevslere, firdevslerden de Hakk cemâlini müşâhedeye yollar açıp, demire ve kömüre elmas olma yollarını gösterdin… Ey taşı-toprağı hayâta ulaştıran, ey şeytanlığa açık ruhları lütfedip meleklerle buluşturan Rahmet Sultânı! Bizlere, bizi aşan istidâtlar ve o istidâtlarda inkişaflar ver; Seni bilmez kömür ruhlara da elmas olma yolunu göster !…

Son Yazılar

Son Yorumlar

    Kategoriler

    Editör Yazar:

    İlk Yorumu Siz Yapın

    Bir Cevap Yazın

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir